Ara
09/09/2020

ATEİST VE DEİSTLERE GÜVENMEMENİN 100 NEDENİ!

Ateist ve Deistlere Güvenmemenin 100 Nedeni!'ni PDF olarak okumak için tıklayınız

 

Niçin Böyle Bir Çalışma?
Ateist ve deist çevrelerden biri ya da birileri oturmuş, Kur’an meallerinden yola çıkarak, “Kur’an’a inanmamanın yüz nedeni” veya “Kur’an’a neden mi inanmıyoruz?” adı altında yüz veya doksan dokuz maddelik bir çalışma (!) yapmışlar ve bunu sanal ortamda paylaşmışlar. Bu kimseler, kendilerince Kur’an’ı bir güzel payladıklarını düşünmüşler. Ancak ne kendilerine ne de tespitlerine pek de güvenemediklerinden olsa gerek, çalışmanın altına veya üstüne herhangi bir isim yazamamışlar. Nasıl yazsınlar ki, ortaya koydukları hususların neredeyse tamamı cehalet ürünü veya çarpıtma! Bir çalışmada en azından anlamak ve gerçeği aramak gibi bir amacın bulunması gerekir. Ancak onların yaptıklarında zerre kadar bunun izi görünmüyor. Yaptıkları şey, çamur at izi kalsın yaklaşımının çarpıcı bir örneği.
Peki, buna rağmen neden dikkate alındı?
Hiç şüphesiz, Kur’an’ı gereği gibi bilenlere veya cami sohbeti düzeyinde bile olsa dinî bilgiye sahip olanlara bu tür metinlerin hiçbir şekilde olumsuz etkisi ve zararı olamaz. Ancak bu tür metinler, başta hayatın en çalkantılı evresinde bulunan gençler olmak üzere, yeterli bilgisi olmayan birçok kişinin zihnini bulandırabilir. Şeytanın insana vesvesesi de böyle değil mi? Bilgi eksiği bulunan kişiler ve hayatın heyecanlı dönemini yaşayan gençler, şeytanî telkinlere bir anda kapılıp gidebilirler. Nitekim sanal âlem / sosyal medya bu tür ayartıcı telkinlerle dolu. Bunlara cevap verilmemesi, bu tür vesvese verenleri daha bir cesaretlendirir. Böylesi vesveseler, saf ve temiz insanları yanlış düşüncelere ve işlere sürükleyebilir; onların ayaklarını kaydırıp, yoldan çıkmalarına sebep olabilir. İşte bu düşüncelerle hem bu kişilerin çarpıtmalarına cevap vermek hem de yüzlerine ayna tutmak için yüz maddelik bir metin hazırladık. Belki bu aynaya bakarlar ve yüzlerinin o ilk günkü masumiyetinin ve berraklığının nasıl değiştiğini, hatta yok olduğunu görürler de o sayede gerçeği görürler. Böylece hem kendilerini hem de başkalarını aldatmaktan vaz geçerler.
Neden yüz madde?
Bu çalışmanın yüz madde olması onların yaptıklarına karşılık gelsin diyedir. Yoksa başkaca özel bir anlamı yoktur.
Başlıktaki güvensizlikten ne kastedilmekte?
Buradaki güvensizlikten maksat, ateistlerin bireysel olarak yalancı, sahtekâr veya zararlı oldukları anlamında değildir. Tabi ki yalancı, sahtekâr ve zararlı ateistler de olabilir. Ancak bu tamamen adliye ve asayiş meselesidir. Bizim meselemiz değildir. Zaten onların bu hallerini bir arada bulunmadıkça bilme şansınız da yoktur. Bilmediğimiz bir husus üzerinde konuşmak da ahlakî olmaz. Bizim gündemimizdeki güvensizlik onların yazdıkları ve yansıttıklarıyla dine ve dindarlara yönelik iddialarına yöneliktir. Öte yandan bir ateistin birey olarak yaşantısında dürüst, zararsız ve güvenilir olması inancının ve iddialarının güvenilir olmasını gerektirmez.
İnancın yaşantıya ektisi olmaz mı?
Tabi ki olur. Hem tarihî verilerden hem de kendi yaşantımızdan edindiğimiz tecrübeyle sabittir ki, bir kişinin inanç ve iddialarının yaşantısına aksetmesi kaçınılmazdır. Nitekim inançlardaki yıpranmanın, zayıflamanın ve yok olmanın dünyada nasıl bir ekolojik yıkıma ve insanî felakete yol açtığını hep birlikte görmekteyiz. Tek tek bireylerin çabaları bu kötü gidişin durmasına engel olamamaktadır. İnanç ve yaşantı olarak topyekûn bir düzelmenin gereği ortadadır. Bu noktan bakıldığında birey olarak bir ateistin bazı insani özelliklerini göreceli olarak koruması, temsil ettiği inancın çevreye ve topluma yararlı olduğunu göstermez. Biz de ateizmi çevre ve toplum noktasında değerlendirmekteyiz. Diğer bir deyişle buradaki değerlendirmeler tek tek bireyler hakkında değil, bir bütün olarak onların inançları, iddiaları ile bunların çevre ve sosyal hayata yansımaları hakkındadır.
Buradaki maddeler sadece cevaplardan mı ibaret?
Büyük bir kısmı cevaplardan oluşmakla birlikte onların bir bütün olarak iddialarına, çelişkilerine, duruşlarına ve ortaya koydukları yaşantı ve yönetim deneyimlerine ışık tutulmakta. Bu bakımdan çalışmaya küçük çaplı bir ateizm-deizm eleştirisi demek bile mümkün.
Çaba ve çalışma bizden hidayet ve kurtuluş Yüce Allah’tan.

 

Cağfer KARADAŞ
14.08.2020

Whatsapp

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı

© Copyright 2020

İletişim Bilgilerimiz