Ara
01/03/2020

AYİZİ DERGİSİ 6. SAYI

Ayizi Dergisi 6. Sayı'sını PDF olarak okumak için tıklayınız

 

“CAHİLLERDEN YÜZ ÇEVİR”

Yüzyıl sonra yeni bir küresel salgının pençesindeyiz. Bir virüs hayvandan insana atladı. Fıtrata uygun yaşamazsak yeryüzü nasıl yaşanmaz olurmuş, anlatabildi mi acaba? Şöhretli sanatçı ve sporcular, serveti hesapsız zenginler, kudreti dünyayı titreten siyasiler gözün göremediği küçük bir virüs karşısında kale gibi evlerine çekiliyor, yine de kurtulamıyorlar. Kudretin gerçekte kime ait olduğunu anlayabildik mi acaba? Sanki mahşer günü gelmiş, birbirinden kaçışıyor insanlar, herkes kendi can korkusuna kapılmış! Yaşlılara bir ömür biriktirdikleri; malları ve evlatları fayda etmiyor. Görebildik mi dünya hayatı neymiş? Evlatların babalarından kaçabileceğini gösterebildi mi? Vatikan, Kudüs, Kabe bomboş! Kurbanı kabul edilmeyen tamahkarlar gibi kovulduk mu kapısından acaba?! Mübarek Ramazan ayını bu duygularla, inzivalarda karşılıyoruz bu sefer. Dikkatinize bir yazıyla çıkarıyoruz Şehr-i Ramazan’ı:
“Nasıl Bir Ay Geldi Bize?”
Salgının bu manevi mesajları yanında dış dünyaya da mesajları var: Yeni bir çağ geliyor, farkında ve hazırlıklı mıyız? Dijital dünyaya entegre olabilecek durumda mıyız?
Kaç büyük bilişim uzmanı yetiştirmiş durumdayız? Teknolojinin uçlarına temas edebiliyor muyuz? Yapay zeka yazılımımız ne durumda? Dijital para planlamamız nedir? Kendi biyolojik izleme çiplerimizi hazırladık mı? Yeni dünyanın küresel dijital hegamonyası karşısında dijital misak-ı millimiz var mı? Yoksa eski efendilerin yeni düzeninin çarkları arasında ezilen mazlumlar olmaya bilgi çağında da devam mı edeceğiz?
Misak-ı Milli ruhuyla bir asır önce yazılmış bir metin vardı. Bugüne kadar Cumhuriyet’in; TBMM tarafından kabul edilen ve değişmeyen, devletimizin kurucu metnidir o: İstiklal Marşı. İlk mısraı gece duvara yazıldı. Sevr Mağarasında yol arkadaşına “Korkma” diyen Peygamber telkinini Sevr anlaşması karşısında milletine yönelterek başladı. Kutlu bir doğum için 571 hece, yüce bir Zafer için 1453 harfle yazıldı. Kem ve şer nazarlara karşı nazire olarak 41 dizeden oluştu. On kıtasının üçü bayrak, üçü vatan, üçü iman diye inledi; son beşlikte hepsi özetlendi. İstiklal Harbi gibi İstiklal Marşımızın da dünyada benzeri yok. Hala ruhumuzu okuyor İstiklal Marşı... Önemli olan tarihler değil, anlamları ise 23 Nisan’ı, 19 Mayıs’ı, 29 Ekim’i en iyi o anlatır. 29 Mayıs ruhunu güncelleyen manifestomuzdur İstiklal Marşı.
Ve Çanakkale… Al kandan yorgan olup Gelibolu yarımadasını örttüler. Bedenlerinden boğaza mühür vurdular, karada sıradağ örüp düşmana set oldular. Formalarını çıkartıp üniformalarını giyen gençlerin; erkeksiz kalan köylerin, mezun vermeyen okulların, bizim bugünümüzü aydınlatmak için yandıkları bir şüheda makamıydı Çanakkale. Bedrin Arslanları’nı arkasız koymadılar. Rüyasında Peygamberimizi gören İkbal O’na verecek tek armağan bulabildi yeryüzünden: Çanakkale Şehitlerinin kanı! İşte, o kanı taşıyan, o ruhun varisi bizler de onları arkasız, emanetlerini sahipsiz bırakmayacağız! Onların ardından giden küçülmez!
Bu sayımızda gündem olarak “cehalet” konusunu seçtik. Kahve köşelerinden cami avlularına, gazete köşelerinden TV ekranlarına, miting meydanlardan sosyal medya mecralarına kadar bir dolu yarım malumatı olup da ihtisası olmadan konuşan, eleştirisi olup teklifi olmadan beyanat veren, bilgi aktaran ama fikir üretmeyen; din, siyaset, sağlık, ekonomi… deyince mangalda kül bırakmayan çok bilmişlerin cirit sahasına dönen hayatımızda, cahillerin yanlışlarından sürekli ve önemli zararlar görüyoruz. Bilgiyi obezce bir fastfood gibi Google’dan deşirerek önümüze yığan, bunu bir sistemli yoruma, metodik bir analizle (bilimsel) çıkarıma ulaştıramayan düz mantık mugalatalarına kurban edilmeyecek kadar önemli değil miyiz her birimiz? Dahası, cehaletin sadece bilgisizlik değil bir üslup ve tutum şeklini de anlattığını anlamak zorundayız. Böylece kimseyi suçlamaksızın cahilleri tanımaya hizmet edelim. Yoksa, nasıl “Cahillerden yüz çevir”ebiliriz? Hayata dokunan bu konuya dikkat çekmeyi gerekli gördük.
Geçen sayımızda genç kuşağın güçlü kalemlerinden Şair Ali Bal Ayizi’ne katılmıştı, bu ay yine hikaye yazarlığında hızla yükselen bir genç kalem, Mustafa Uçurum da sayfalarımızda yer alacak. Her birisi birer ‘ayizi’ bırakarak yürüyen sayfalarımızda aranan şairlerimiz Bestami Yazgan, Ahmet Efe, Mehmet Aycı, Ahmet Doğru, Mustafa Yıldız, Musa Serin, Musa Doğruer, Lütfi Kılıç ve daha nice zikredemediğimiz şairler ve kıymetli yazarlarımızla yeni sayımızı takdim ediyoruz.
Esenlikler içinde buluşmak dileğiyle.

 

 

Whatsapp

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı

© Copyright 2020

İletişim Bilgilerimiz