Ara

Son Eklenenler


20/08/2020

HİCRETİN 1442. YILI… Devamı

19/08/2020

BİDEN’İ TEL’İN EDİYOR,… Devamı

01/08/2020

VAKFIMIZ DOSTLARI ONLİNE… Devamı

20/07/2020

VAKFIMIZIN 2020-2023 STRATEJİK… Devamı

18/07/2020

Vakfımız Genel Kurul… Devamı

YOZGAT ŞUBESİ VAKIF DOSTLARINI PİKNİKTE BULUŞTURDU

14/09/2014

Vakfımız Yozgat Şubesinin 14, Eylül 2014 Pazar Günü Yimpaş Tesisleri Kültür Parkında düzenlediği pikniğe Ankara’dan Genel Merkezden Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah BAŞER, çevre illerden,  Kayseri, Sivas, Nevşehir, Çorum illerinden Şube ve temsilciliklerimizin yöneticileri heyet halinde katılmışlardır.

200 civarında bay bayan vakıf dostunun da iştirak ettiği piknik,  Osman Sapmaz Hocanın Kuran ı Kerim tilaveti ile başladı.

Piknik organizatörü Ali Sapmaz hoş geldiniz konuşması yaptıktan sonra,  mikrofonu Vakıf başkanı Av. Hayrullah Başer’e verdi.

Vakıf Başkanı Hayrullah Başer konuşmasında: Dostlarla beraber olmanın mutluluğunu yaşadığını, bugün hem halleşmek, hem de ahitleşmek için buradayız,  diyerek sözlerine şöyle devam etti.

Ülkemizle ilgili, geleceğimizle ilgili hep yaptığımız, ömür boyu yaptığımız çalışmayı bir kez daha yapacağız,  Bugün Bursa, Konya ve Van da faaliyetimiz var. Aramızda, görev dağılımı yaptık, bana memleketim Yozgat düştü.  Ayrıca Ankara’daki arkadaşlarımın sizlere selamlarını iletiyorum.

Değerli arkadaşlar en güzel dostluk şeffaf açık ve saydam olan dostluktur.  Sorularınız olursa konuşmanın sonunda kafanıza takılan soruları sorabilirsiniz.

Şunu ifade edeyim ki,  Anadolu Vakfı köksüz bir hareket değildir, Anadolu Vakfı Nurculuk, Akıncılık ve bunun gibi marka olmuş, Mücadele Birliğinin bir versiyonudur.  Burada, bu harekete emeği geçen herkese teşekkür ediyorum, bu hareketin çeşitli versiyonları da var,  hepside güzel şeyler yapıyor, bunlar; Millet Partisi, Millet Derneği, Araştırma Kültür Vakfı, İnfak Vakfı ve bu gayreti devam ettiren Kutup Yıldızı Derneği var.

Değerli dostlar, bir fikri sadece ilan ediyor eylem haline dönüştüremiyorsak bu sadece düşüncede kalır. Türkiye genelinde bizim bir potansiyelimiz var, bu potansiyeli harekete geçirebilmek için bir eylem planı ortaya koymalıyız, bu eylem planı lokal değil Türkiye’yi kucaklayan, İslam dünyasının meselelerini ele alan bir eylem planı olmalıdır.

Bu eylem planını 12 Haziran 2014 te Ankara’da yaptığımız bir toplantı ile deklere ettik. Bu güne kadar 45 ilde buna benzer toplantılar yaptık, neden bu toplantıları yaptık? Sadece geçmiş hatıraları yenilemek, kucaklaşmak ve bir kaç lokma yemek yemek için mi?

Kardeşlerim dünya iki kutuplu olmaya devam ediyor, bir tarafta batı medeniyeti, yani üreten ve hükmeden ve pazarlayan bir dünya. Bir tarafta hükmedilen, kanın gözyaşının hakim olduğu dünya, yani İslam dünyası.

Batı dünyasının iki projesi var; Ilımlı İslam ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)

Batı gerçek bir Müslüman istemiyor. Sadece ibadet eden, emredileni yapan bir müslüman istiyor, Batının menfaatini, İsrail’in güvenliğini tehdit ederseniz oraya girme hakkınız yoktur. Bunun manası ben yöneten, üreten ülke olacağım, sen ise hizmet eden ülke olacaksın, Müslüman kal ama, Yahudi ve Hıristiyan anlayışına göre Müslüman ol, yani ılımlı Müslüman ol. İbadet et ama, yönetime karışma. Müslümanlar ya bunu kabul etmek durumunda, veya dur! Benim de diyeceklerim var, dediğinde Türkiye de son zamanlarda yaşanan olaylarla karşı karşıya kalmaktadır.

            BOP un üç hedefi vardır,  Siyonizmin asıl beyni İngiltere’dir,  Amerika taşerondur, bunlar ne diyorlar, İslam coğrafyasında ki kaynaklarda hükümranlığım devam edecek.

            Enerji kaynaklarına, su kaynaklarına, Petrol kaynaklarına hakim olacağım, Kuzey Irakla Azerbaycanla anlaşma yapacağım,  filan yerde kanal açacağım, filan yerde havaalanı yapacağım derseniz işte bu olmaz. O zaman benim menfaatime zarar verirsiniz diyor Batı.

             Batının üçüncü görevi ise İsrail in güvenliğini teminat altına almaktır.

Amerika artık İslam ülkelerine savaşmak için asker göndermiyor, havadan bombalıyor ve Müslümanların arasına etnik, mezhebi fitnelikler sokarak, birbirine kırdırarak hakimiyetini devam ettiriyor.

İslam dünyasında bir tarafta İran-Fas Şia anlayışı, bir tarafta Suudi Arabistan’ın Vahabilik veya Neo Vahabilik denen Selefi olarak da adlandırılan bir anlayış.

Bugün unutturulan en önemli anlayış ise Hanefi-Maturudi anlayışı.  Bu anlayış aklı, ilmi öne çıkaran, uzlaşma kültürünü hâkim kılan ve meşruiyeti savunan, doğru bir anlayıştır. Biz doğru nerede ise orada olacağız. Doğruyu kim söylüyorsa bizim kabulümüzdür. Bu akşam başbakan Davutoğlu bir şey söyledi. Batının, Amerika’nın Işid e karşı yapacağı plana biz imza atmadık. Irak, Işid ve Suriye birlikte ele alınmadığı sürece biz orda yokuz dedi.

Çünkü Amerika Ortadoğu da yeni bir harita çizmek istiyor, Işid i de ona alet ediyor, işte bu olaylar karşısında ne yapacaksak bunu konuşmak, çözüm yolları aramak ve dertleşmek için buradayız, durumumuz bu kardeşlerim.

Uluslar arası finansın gücü 111 trilyon  dolar dır. Bunun yüzde yetmişine Batı Avrupa ve Amerika hükmediyor. Çin ve Japonya sadece yüzde onbeşine hükmediyor, petrol zengini olan Ortadoğu ve islam dünyasının oranı ise yüzde altı buçuktur. Bu durumu bu ülke insanı kabullenemez, buna rıza gösteremez, bu duruma karşı çıkarken de kiminle yola çıkacağımızın hesabını yapmak durumundayız.

Türkiye Gezi,  17 ve 25 Aralık olayları ile Uluslar arası bir projeyle karşı karşıyadır. Dün bu millet Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere iki medeniyet kurmuştur, bu medeniyetlerin kuruluşunda tarikatlar ve cemaatler büyük görev yapmışlar, halkın eğitimine katkıda bulunmuşlardır, bizim için esas olan Kur an ve Peygamberimizin sahih sünnetleridir. Hocaefendi şöyle söyledi, filan şöyle dedi demekle amel olunmaz. Bağlayıcı olan, mükemmel olan Kuran-ı Kerim ve hata yapmaktan korunan Peygamber efendimizin sünnetleridir.

Müslümanların sıkıntısı, sekülerleşme,  yani dünyevileşmedir. Müslüman olarak dünyevi işlerde, bırakın ahlaki kuralları acaba hukuki kurallara uyuyormuyuz. Ahilik konusunda katıldığım bir toplantıda ahilik konuşuluyordu, bizim amacımız geçmiş bir geleneği yaşatmak değil, bu geleneği yeniden inşaa etmek için çalışmaktır. Kısaca ahilik kamil mümin olmaktır, tasavvuf ehli ahiliği şöyle tarif ediyor; Ahi adam Âdem gibi özür(tevbe) dileyendir, Nuh gibi iyilik yapandır, İbrahim gibi ibadet eden,  Musa gibi ihlaslı, Davud gibi cömert, Eyüp gibi sabırlı, Muhammed(s.a.v.) gibi merhametli, Ebubekir gibi imanlı, Ömer gibi adil, Osman gibi haya sahibi, Ali gibi ilim sahibi olmaktır, yani kamil mümin olmaktır.

Türkiye Selçuklu ve Osmanlı gibi yeni bir medeniyet inşa etmelidir.

Geçmişi bugüne nasıl taşıyacağız? Aynı inancı taşıyan sağduyu sahibi insanlar bir araya gelerek bu medeniyeti inşa edecekler, yani hep beraber edeceğiz.

Vahyi ve risaleti esas alan bir ölçü sahibi olmalıyız. Tarihi ve kültürel düşünceyi benimseyen bir anlayışı ilke edinmeliyiz. Üslup olarak da kimseyi ötekileştirmemeliyiz, birbirimizi tanımalı çocuklarımızı birbirleri ile tanıştırmalıyız. Nesillerimizi buluşturmalı, konuşturmalı ve iyi şeyler yapmalıyız. Vakıf olarak komisyonlar oluşturduk, yayın kurulumuz var, eğitim kurulu oluşturduk ve yeni çizgi adı altında bir okul açtık, hukuk ve danışmanlık bürosu kurduk, akademisyenler buluşmasını gerçekleştirdik ve çalışmalarımız on başlık altında devam edecek ve gençlerle ilgili faaliyetlerimiz de sürecektir.

Değerli arkadaşlar bize destek olun demiyorum, ‘gayrete gelin diyorum’   zaten hep bizimle berabersiniz. Bu toplantıyı gerçekleştiren tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum hepinizden Allah razı olsun diyorum, sizi Allah’a emanet ediyorum, diyerek sözlerini tamamladı.

 

Hazırlayan: Mevlüt AYHAN

Whatsapp

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı

© Copyright 2020

İletişim Bilgilerimiz